DOLAR 0,0000
EURO 0,0000
STERLIN 0,0000
ALTIN 000,00
BİST 00.000
Misafir KALEM
Misafir KALEM
Giriş Tarihi : 01-01-1970 02:00

Barış ve Huzur

Çözüm süreci ya da barış süreci, adıyla ortaya konulan irade, Türkiye'de uzun yıllardan beri devam eden terör sorununu çözmeye yönelik Ak Parti hükümeti tarafından başlatılan sürecin adıdır. 1984 yılında başlayan ve 30 yıldan fazla süren çatışmalar neticesinde 40.000 ile 100.000 arasında can kaybı ve ekonomik zarar meydana geldi. 1999 ile 2004 yılları arasında tek taraflı ateşkes olsa da, daha sonrasında çatışmalar şiddetlenerek arttı. Sürecin koordinatörlerinden Beşir Atalay, çözüm sürecinin Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005'deki Diyarbakır konuşmasıyla işareti verilen paradigma değişikliğinin ve 2009'da başlatılan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ve demokratik açılımın devamı niteliğinde olduğunu belirtmiştir.

 

Süreç 16 Temmuz 2014'te Resmi Gazete'de Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun adıyla yayınlanarak kanunlaşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ile Kürtler için özgürlük, geniş politik ve kültürel haklar, bağımsız bir Kürdistan veya otonom bir devlet kurmak isteyen çeşitli Kürt grupları arasında silahlı çatışmalar, 1984 yılından beri devam edegelmiştir. Bu gruplardan en büyüğü ve en aktifi Türkiye Cumhuriyeti, ABD, Avrupa Birliği ve NATO tarafından terörist organizasyon ilan edilen PKK'dır. Ayaklanma, isyan ve çatışmalar Türkiye genelinde yaşansa da, en çok Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde meydana gelmiştir. PKK'nın Kuzey Irak'daki askeri varlığı, Türkiye'nin bu bölgeye belirli aralıklarla hava ve kara harekatı düzenlemesine sebep olmuştur. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, PKK'nın operasyonlarını engelleyecek askeri güçleri olmadığını bildirmişlerdir. Çatışmalar Türkiye'nin turizm endüstrisini etkilemiş ve Türkiye ekonomisini yaklaşık 300-450 milyar dolar zarara uğratmıştır.

 

PKK'nın 27 Kasım 1978'de kuruluşuyla, Türk Silahlı Kuvvetleri arasında küçük çatışmalar başladı. Fakat büyük isyan ve ayaklanma 15 Ağustos 1984 yılında PKK'nın Kürt ayaklanmasını ilan etmesiyle başladı. Bu çatışmalar 1 Eylül 1999'da PKK'nın ateşkes ilan etmesiyle son buldu. Fakat 1 Haziran 2004'te PKK'nın ateşkesi sonlandırmasıyla çatışmalar tekrar başladı. 2011 yazından sonra çatışmalar şiddetlenerek artış gösterdi. 28 Aralık 2012'de bir televizyon röportajında Recep Tayyip Erdoğan terör sorununu çözmek için hükümetin İmralı'da hapis yatmakta olan Abdullah Öcalan ile görüşmeler yaptığını duyurdu. Daha sonra bu görüşme ve pazarlıklar "Çözüm Süreci" olarak adlandırıldı. Süreç devam ederken Paris'te üç PKK'lı yöneticinin öldürülmesi, Öcalan'ın konuşmalarının basına sızdırılması ve AK Parti'nin Ankara ofisinin bombalanması gibi birkaç olay çözümü sabote etmeye yönelik eylemler olarak değerlendirildi. Her iki taraf da bu eylemleri kınayarak, sürecin devam ettiğini duyurdu. Son olarak 21 Mart 2013'te, hükümet ile Abdullah Öcalan arasındaki görüşmelerden aylar sonra, Abdullah Öcalan'ın mektubu hem Türkçe hem de Kürtçe olarak Diyarbakır'da Nevruz etkinlikleri sırasında okundu. Mektupta PKK'nın silahlı güçlerinin Türkiye topraklarından çekileceği ve silahlı mücadeleye son verildiği bildirildi. PKK, Öcalan'ın bu emirlerine uyacağını ve Türkiye topraklarından çekileceğini açıkladı. Erdoğan, mektubu olumlu karşılayıp, PKK'nın çekilmesiyle daha somut adımların atılacağını duyurdu. 25 Nisan 2013'te, PKK bütün silahlı güçlerini Türkiye topraklarından Kuzey Irak'a çekeceğini resmi olarak duyurdu. Hükümete, Kürtlere ve basının çoğuna göre bu hareket 30 yıllık çatışmaların sonunu getiren adım oldu.

 

İkinci aşama olan anayasal değişiklikler ile ilgili çalışmaların da çekilmeyle birlikte başladığı bildirildi. 11 Temmuz'da TBMM'den Cumhurbaşkanı onayına gönderilen çözüm süreci ile ilgili kanun 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" adıyla Resmi Gazete'de yayınlanarak yasalaştı. Hükümetin çözüm süreci kapsamında aşağıdaki hususlarda gerekli çalışmaları yürüteceği bu kanunla belirlendi; Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki,sosyoekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımların belirlenmesi. Gerekli görülmesi hâlinde, yurt içindeki ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verilmesi ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşların görevlendirilmesi. Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirlerin alınması. Kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesinin sağlanması. Ak partinin iktidar olduğu 12 yıl içinde; 1. OHAL Valiliği kaldırıldı. 2. Çözüm süreci ya da barış süreci, adıyla ortaya konulan irade, Türkiye'de uzun yıllardan beri devam eden terör sorununu çözmeye yönelik Ak Parti hükümeti tarafından başlatılan sürecin adıdır. 1984 yılında başlayan ve 30 yıldan fazla süren çatışmalar neticesinde 40.000 ile 100.000 arasında can kaybı ve ekonomik zarar meydana geldi.

 

1999 ile 2004 yılları arasında tek taraflı ateşkes olsa da, daha sonrasında çatışmalar şiddetlenerek arttı. Sürecin koordinatörlerinden Beşir Atalay, çözüm sürecinin Recep Tayyip Erdoğan'ın 2005'deki Diyarbakır konuşmasıyla işareti verilen paradigma değişikliğinin ve 2009'da başlatılan Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi ve demokratik açılımın devamı niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Süreç 16 Temmuz 2014'te Resmi Gazete'de Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun adıyla yayınlanarak kanunlaşmıştır. Türkiye Cumhuriyeti ile Kürtler için özgürlük, geniş politik ve kültürel haklar, bağımsız bir Kürdistan veya otonom bir devlet kurmak isteyen çeşitli Kürt grupları arasında silahlı çatışmalar, 1984 yılından beri devam edegelmiştir. Bu gruplardan en büyüğü ve en aktifi Türkiye Cumhuriyeti, ABD, Avrupa Birliği ve NATO tarafından terörist organizasyon ilan edilen PKK'dır. Ayaklanma, isyan ve çatışmalar Türkiye genelinde yaşansa da, en çok Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde meydana gelmiştir. PKK'nın Kuzey Irak'daki askeri varlığı, Türkiye'nin bu bölgeye belirli aralıklarla hava ve kara harekatı düzenlemesine sebep olmuştur. Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, PKK'nın operasyonlarını engelleyecek askeri güçleri olmadığını bildirmişlerdir. Çatışmalar Türkiye'nin turizm endüstrisini etkilemiş ve Türkiye ekonomisini yaklaşık 300-450 milyar dolar zarara uğratmıştır.

 

PKK'nın 27 Kasım 1978'de kuruluşuyla, Türk Silahlı Kuvvetleri arasında küçük çatışmalar başladı. Fakat büyük isyan ve ayaklanma 15 Ağustos 1984 yılında PKK'nın Kürt ayaklanmasını ilan etmesiyle başladı. Bu çatışmalar 1 Eylül 1999'da PKK'nın ateşkes ilan etmesiyle son buldu. Fakat 1 Haziran 2004'te PKK'nın ateşkesi sonlandırmasıyla çatışmalar tekrar başladı. 2011 yazından sonra çatışmalar şiddetlenerek artış gösterdi. 28 Aralık 2012'de bir televizyon röportajında Recep Tayyip Erdoğan terör sorununu çözmek için hükümetin İmralı'da hapis yatmakta olan Abdullah Öcalan ile görüşmeler yaptığını duyurdu. Daha sonra bu görüşme ve pazarlıklar "Çözüm Süreci" olarak adlandırıldı. Süreç devam ederken Paris'te üç PKK'lı yöneticinin öldürülmesi, Öcalan'ın konuşmalarının basına sızdırılması ve AK Parti'nin Ankara ofisinin bombalanması gibi birkaç olay çözümü sabote etmeye yönelik eylemler olarak değerlendirildi. Her iki taraf da bu eylemleri kınayarak, sürecin devam ettiğini duyurdu. Son olarak 21 Mart 2013'te, hükümet ile Abdullah Öcalan arasındaki görüşmelerden aylar sonra, Abdullah Öcalan'ın mektubu hem Türkçe hem de Kürtçe olarak Diyarbakır'da Nevruz etkinlikleri sırasında okundu.

 

Mektupta PKK'nın silahlı güçlerinin Türkiye topraklarından çekileceği ve silahlı mücadeleye son verildiği bildirildi. PKK, Öcalan'ın bu emirlerine uyacağını ve Türkiye topraklarından çekileceğini açıkladı. Erdoğan, mektubu olumlu karşılayıp, PKK'nın çekilmesiyle daha somut adımların atılacağını duyurdu. 25 Nisan 2013'te, PKK bütün silahlı güçlerini Türkiye topraklarından Kuzey Irak'a çekeceğini resmi olarak duyurdu. Hükümete, Kürtlere ve basının çoğuna göre bu hareket 30 yıllık çatışmaların sonunu getiren adım oldu. İkinci aşama olan anayasal değişiklikler ile ilgili çalışmaların da çekilmeyle birlikte başladığı bildirildi. 11 Temmuz'da TBMM'den Cumhurbaşkanı onayına gönderilen çözüm süreci ile ilgili kanun 15 Temmuz'da Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak "Terörün Sona Erdirilmesi ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" adıyla Resmi Gazete'de yayınlanarak yasalaştı. Hükümetin çözüm süreci kapsamında aşağıdaki hususlarda gerekli çalışmaları yürüteceği bu kanunla belirlendi;

 

Terörün sona erdirilmesi ve toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesine yönelik siyasi, hukuki,sosyoekonomik, psikolojik, kültür, insan hakları, güvenlik ve silahsızlandırma alanlarında ve bunlarla bağlantılı konularda atılabilecek adımların belirlenmesi. Gerekli görülmesi hâlinde, yurt içindeki ve yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlarla temas, diyalog, görüşme ve benzeri çalışmalar yapılmasına karar verilmesi ve bu çalışmaları gerçekleştirecek kişi, kurum veya kuruluşların görevlendirilmesi. Silah bırakan örgüt mensuplarının eve dönüşleri ile sosyal yaşama katılım ve uyumlarının temini için gerekli tedbirlerin alınması. Kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesinin sağlanması.

 

Ak partinin iktidar olduğu 12 yıl içinde; 1. OHAL Valiliği kaldırıldı. 2. OHAL uygulamasına son verildi. 3. Kürt Enstitüsü kuruldu. 4. Kürtçe gazete dergi çıkarılamıyordu izin verildi 5. Kürt Dili edebiyatı bölümü açıldı. 6. Kürtçe kitaplardan oluşan kütüphane kuruldu. 7. Yayla yasakları kaldırıldı. 8. Anadilde savunma hakkı kabul edildi. 9. DGM’ler kaldırıldı. 10. 24 saat yayın yapan radyo Tv açıldı. 11. Yol kontrolleri kaldırıldı 12. Kürtçe seçim propaganda yasağı kaldırıldı 13. Alfabedeki Q, W, X harflerine izin verildi. 14. Andımız kaldırıldı 15. Çok sayıda demokratikleşme paketi açıklandı. 16. Kürtçe Kuranı kerim bastırıldı 17. Eski isimlerin iadesi kabul edildi. 18. TRT'de 24 saat kürtçe yayın yapan TRTKurdi kanalı açıldı. 19. HDP’li Şerafettin Elçi’nin adı Cizre Havalaanına verildi. 20. İlk defa HDP’li siyasetçiler İmralı adasına gitti. 21. İmralı adasındaki mahkumlar değiştirildi. 22. HDP’nin İmralı Heyeti genişletildi. 23. İmralı adasının şatları iyileştirildi. 24. Hakkari Üniversitesi’nin adı şehrin eski ismi Çölemerik olarak değiştirildi 25. Yapılan yol, hastane, havalanı, köprü, okul, üniversiteleri saymıyorum. Bunlar aklıma gelenler..

 

On yıl önce bunlar hayaldi. Adamlar bir zamanlar hayal olan bunca şeyi onca riske rağmen yapsınlar, siz, "Bunlar Barış yapmaz" diyen Bahçeli'yi haklı çıkarın. Bunca şeyi yapan, yapmaya devam eden, belki daha fazla yapacak olan adama diktatör diyin, Kerdoğan diyin, katil diyin, seni asmayacağız yargılayacağız diyin.. Bunun adı en hafif tabirle nankörlüktür. Bu kadar açılım ve özgürlüklerin hayata geçirilmesi esnasında barış süreci içerisinde bile, sokakta çarşıya çıkan askerlerin kafalarına kurşun sıkılması, kobani bahanesiyle 6 7 ekim olaylarının çıkarılması suretiyle 50 vatandaşın öldürülmesi, silvan da Lice'de pkk bayrakları ile pkk'nın askeri törenler düzenlemesi yol kontrolleri yapması, baraj yapımına karşı çıkıp askeri baraj yapılıyor diyerek iş makinalarını yakmaları, işçileri kaçırması..

 

Askeri baraj ne demektir Allah aşkına, bilen varmı? Kimse Sürecin bitmesini suruç olayına bağlamasın, suruç olayından 5 gün önce yapılan barajlar sebep gösterilerek pkk tarafından süreç bitmiştir açıklaması yapılmıştır. Arkasından menfur suruç olayı, sonra Adıyamanda askerle çatışma sonucu bir askerimizin şehit edilmesi.. Ardından Ceylanpınar’da 2 polisin yataklarında öldürülmesi.. Şimdi bu savaşı saray yaptırıyor, bu erdoğan'ın savaşı deniliyor, bu milleti aptalmı sanıyorsunuz? Millet olan bitenin farkında değil mi sanıyorsunuz? Eğer bu savaş erdoğana yarıyorsa, bunu erdoğan yaptırıyorsa siz de silahları bırakıyoruz diyerek hadi oyunu bozun. Bakın Pkk daha önce özgürlük eşit haklardan sözeder, bunun savaşını verdiğini dillendirirdi.. Ama şimdiki söylemlerine bakın kürtlerin özgürlüğü, eşit haklarından sözetmiyorlar şimdi ellerinde tuttukları tek argüman, Seni başkan yaptırmayacağız. Özgürlük savaşçısı olduğunu iddia eden bir örgütün bu tür bir argümanla ne işi olabilir? Son olarak diyorumki devlet barış sürecine sadece pkk'yı muhatap alarak yanlış yapmıştır. Hüda-par, HAK-PAR gibi partiler ve tabanları da bu süreç içinde olmalıydı.

 

Bunu yapmayıp, pkk gibi bir örgütün barış yapacağına silahları bırakıp sınır dışına çıkacağına inanınca, olan olmuştur. Teşekkür ederim ali bey ben barış sürecinde ne yapabiliriz dedim Sen bunları konuş anlat barış süreci bitti zaten. Birdaha uygulamaya geçerse hükümet sadece pkk ile değil tüm kürt guruplarla bunu yürütecektir, yürütmelidir.uygulamasına son verildi. 3. Kürt Enstitüsü kuruldu. 4. Kürtçe gazete dergi çıkarılamıyordu izin verildi 5. Kürt Dili edebiyatı bölümü açıldı. 6. Kürtçe kitaplardan oluşan kütüphane kuruldu. 7. Yayla yasakları kaldırıldı. 8. Anadilde savunma hakkı kabul edildi. 9. DGM’ler kaldırıldı. 10. 24 saat yayın yapan radyo Tv açıldı. 11. Yol kontrolleri kaldırıldı 12. Kürtçe seçim propaganda yasağı kaldırıldı 13. Alfabedeki Q, W, X harflerine izin verildi. 14. Andımız kaldırıldı 15. Çok sayıda demokratikleşme paketi açıklandı. 16. Kürtçe Kuranı kerim bastırıldı 17. Eski isimlerin iadesi kabul edildi. 18. TRT'de 24 saat kürtçe yayın yapan TRTKurdi kanalı açıldı. 19. HDP’li Şerafettin Elçi’nin adı Cizre Havalaanına verildi. 20. İlk defa HDP’li siyasetçiler İmralı adasına gitti. 21. İmralı adasındaki mahkumlar değiştirildi. 22. HDP’nin İmralı Heyeti genişletildi. 23. İmralı adasının şatları iyileştirildi. 24. Hakkari Üniversitesi’nin adı şehrin eski ismi Çölemerik olarak değiştirildi 25. Yapılan yol, hastane, havalanı, köprü, okul, üniversiteleri saymıyorum.

 

Bunlar aklıma gelenler.. On yıl önce bunlar hayaldi. Adamlar bir zamanlar hayal olan bunca şeyi onca riske rağmen yapsınlar, siz, "Bunlar Barış yapmaz" diyen Bahçeli'yi haklı çıkarın. Bunca şeyi yapan, yapmaya devam eden, belki daha fazla yapacak olan adama diktatör diyin, Kerdoğan diyin, katil diyin, seni asmayacağız yargılayacağız diyin.. Bunun adı en hafif tabirle nankörlüktür. Bu kadar açılım ve özgürlüklerin hayata geçirilmesi esnasında barış süreci içerisinde bile, sokakta çarşıya çıkan askerlerin kafalarına kurşun sıkılması, kobani bahanesiyle 6 7 ekim olaylarının çıkarılması suretiyle 50 vatandaşın öldürülmesi, silvan da Lice'de pkk bayrakları ile pkk'nın askeri törenler düzenlemesi yol kontrolleri yapması, baraj yapımına karşı çıkıp askeri baraj yapılıyor diyerek iş makinalarını yakmaları, işçileri kaçırması.. Askeri baraj ne demektir Allah aşkına, bilen varmı? Kimse Sürecin bitmesini suruç olayına bağlamasın, suruç olayından 5 gün önce yapılan barajlar sebep gösterilerek pkk tarafından süreç bitmiştir açıklaması yapılmıştır. Arkasından menfur suruç olayı, sonra Adıyamanda askerle çatışma sonucu bir askerimizin şehit edilmesi.. Ardından Ceylanpınar’da 2 polisin yataklarında öldürülmesi.. Şimdi bu savaşı saray yaptırıyor, bu erdoğan'ın savaşı deniliyor, bu milleti aptalmı sanıyorsunuz?

 

Millet olan bitenin farkında değil mi sanıyorsunuz? Eğer bu savaş erdoğana yarıyorsa, bunu erdoğan yaptırıyorsa siz de silahları bırakıyoruz diyerek hadi oyunu bozun. Bakın Pkk daha önce özgürlük eşit haklardan sözeder, bunun savaşını verdiğini dillendirirdi.. Ama şimdiki söylemlerine bakın kürtlerin özgürlüğü, eşit haklarından sözetmiyorlar şimdi ellerinde tuttukları tek argüman, Seni başkan yaptırmayacağız. Özgürlük savaşçısı olduğunu iddia eden bir örgütün bu tür bir argümanla ne işi olabilir? Son olarak diyorumki devlet barış sürecine sadece pkk'yı muhatap alarak yanlış yapmıştır. Hüda-par, HAK-PAR gibi partiler ve tabanları da bu süreç içinde olmalıydı. Bunu yapmayıp, pkk gibi bir örgütün barış yapacağına silahları bırakıp sınır dışına çıkacağına inanınca olan olmuştur Birdaha uygulamaya geçerse hükümet sadece pkk ile değil tüm kürt guruplarla bunu yürütecektir, yürütmelidir.

 

Misafir Kalem Köşe Yazısı Emine Çakmak

 

NELER SÖYLENDİ?
@
NAMAZ VAKİTLERİ
PUAN DURUMU
  • Spor Toto Süper LigOP
  • 1Adana Demirspor00
  • 2Aytemiz Alanyaspor00
  • 3Altay00
  • 4Fraport-TAV Antalyaspor00
  • 5Medipol Başakşehir00
  • 6Beşiktaş00
  • 7Çaykur Rizespor00
  • 8Fatih Karagümrük00
  • 9Fenerbahçe00
  • 10Galatasaray00
  • 11Gaziantep Futbol Kulübü00
  • 12Giresunspor00
  • 13Göztepe00
  • 14Atakaş Hatayspor00
  • 15Kasımpaşa00
  • 16Yukatel Kayserispor00
  • 17İttifak Holding Konyaspor00
  • 18Demir Grup Sivasspor00
  • 19Trabzonspor00
  • 20Helenex Yeni Malatyaspor00
Gazete Manşetleri
E-GAZETE
ANKET OYLAMA TÜMÜ
Hangi Belediye Başkanının Çalışmalarını Beğeniyorsunuz..?
GÜNÜN KARİKATÜRÜ
E-Bülten Kayıt
ARŞİV ARAMA